Babam Hz.Muhammed (sav) insanların hidayeti için kıyam etti, onları sapıklıktan kurtardı, körlükten çıkarıp basiret verdi onlara; sağlam bir dine hidayet etti, doğru yolu gösterdi onlara.
Yaşamak, bir başkası olmaktır. Ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün de anımsamaktır yalnızca. Artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.
Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan alırdım. Eğer sadıksanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiç bir önemi yoktur.
Yönetimin bir suçlu veya hırsız tarafından garanti altına alındığı bir cumhuriyette onurlu insanların öldürülmesi veya hapsedilmesi olağandır... Beni lanetleyin. Bunun hiçbir önemi olmayacak, çünkü tarih benim yanımda yer alacak.
Eğer bir insan bir işe kesin olarak, ben biliyorum iddiası ile başlarsa, şüphe ile son bulur. Fakat eğer o şüphe ile başlamaya razı olursa, sonunda gerçeği bulacaktır.
Önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? Ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam; sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar; benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazla bilecek misin? Bu yüzden bile biz insanlar cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı, o kadar düsünceli, o kadar sevgiyle durmamız gerek.
Kim terkedilmiş bir hayat yaşar, ama yine de bazen insanlar arasina karişmak isteğini duyarsa, kim günün değişik zamanlarını, havadaki, is durumundaki vb. değişiklikleri dikkate alarak tutunabileceği bir insan kolu görmek isterse, sokağa bakan bir pencere olmadan uzun süre yapamaz.
Bürokrat için insanca ilişkiler değil, yalnızca nesne ilişkileri vardır. İnsan evrağa dönüşür. Evrağa verilen sayı ile belirgin kılınan, ölmüş bir varlık olarak evrağın akışına girer. Bu varlık, şahsen çağrıldığı zaman bile bir kişi değil, yalnızca 'olay'dır. 'Konu' ile ilgili olmayan ne varsa akıp gitmiştir. Resmi dairelerin koridorları aşağılanma kokar. Sigara içmek kesinlikle yasaktır. Bu yasağın kapsamına soluk almak da girer. Buna karşılık yürek çarpıntısına izin vardır, dahası çarpıntı olması istenen bir şeydir. Her türlü ümit uçup gider. kapıdan kapıya gönderilen kişiye suçluluk duygusu aşılanır. Buraya giren, yalnızca bir vizite kağıdı ya da pasaportunun uzatılmasını istese bile kendini suçlu duyumsar. En iyi olasılıkla bir dilek sahibidir, aslında ise suçludur.
Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insanı çelmelemek içindir sanki.
Her halde konuştuğum en son insan olduğun için en iyi röpörtajı elde edeceksin tatlım. Dünyayı değiştirmeye çalışmıyorum. Benim için mutluluk en önemli şey ve eğer mutluysam bunu işlerimde görebilirsin. Sonuç olarak en sonunda tüm yanlışlar ve bahaneler benim üstüme oluyor. Dürüst olmayı seviyorum ve ilgilendiğim kadarıyla yıllara sığdırabileceğim kadar eğlence ve güzel zaman sığdırmaya çalışıyorum. İşte gördün mü, artık bunu kaydettin. Kullan bunu. Bir röpörtajda çok tutkulu olmaya en fazla bu kadar yaklaşabildim. Ne kadar kaldı? Hadi ama, ben sıkılıyorum.
Devlet, insanoğlunun tüm sorunlarına çözümler öneriyor; ticareti geliştireceğini, tarım ve sanayiyi kalkındıracağını, sanatı geliştireceğini, yoksulluğu ortadan kaldıracağını vadediyor. Bütün bunları gerçekleştirmek için, hükümetlerin istediği sadece yeni bazı kurumlar oluşturmak ve birkaç yeni bürokrata ödeme yapmak!
Unutun kederden oflayıp puflamayı ve tüm ayaktakımı üzüntülerini! Dağ mağralarından kopan rüzgara benzeyin; kendi çalıp kendi oynamak ister o, ayaklarının altında denizler titrer. Gülmeyi kutsadım ben; siz daha yüce insanlar, öğrenin gülmeyi!
Durur ve dikkat kesilir: Nedir yanıltan onu ? Nedir kulaklarından hiç gitmeyen bu uğultu ? Bir vakitler o zincirlere vurulmuş insanın iç dünyası. Şimdi hep zincir şakırtılarıyla dolu !
Mutluluk hedef değildir.Tersine kudret duygusu hedeftir. İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.O, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.
İki temel sorunu var insanlığın. Adaletsizlik ve anlamsızlık. Birine karşı hukuk'u bulduk, diğerine karşı sanatı. Ama insanlar hukuk'a ulaşamadı. Ve sanat insanlara.
Durur ve dikkat kesilir: Nedir yanıltan onu ? Nedir kulaklarından hiç gitmeyen bu uğultu ? Bir vakitler... o zincirlere vurulmuş insanın iç dünyası... Şimdi hep zincir şakırtılarıyla dolu !
Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz.
Uzaktakine ve gelecektekine duyulan sevgi daha yücedir yakındakine duyulan sevgiden; davalara ve hayaletlere duyulan sevgi, daha yücedir insanlara duyulan sevgiden.
Ben bir seyyahım ve bir dağa tırmanıcıyım diyordu kendi kendine, Ovaları sevmem ve öyle görünüyor ki bir yerde uzun zaman sakin oturamam. Başıma kader ve yaşayış olarak ne gelirse gelsin;Onda daima bir gezinme ve bir tırmanış vardır. Çünkü sonuçta insan,ancak kendi hayatını ve kendi içini yaşar.
Doğaya her türden aykırılık, günahtır. En günahkar insan, rahiptir; o, doğaya aykırılığı öğretir. Rahibe gösterilecek olan, nedenler değildir, tımarhanedir.
Her seçkin insan, güdüsel olarak, kalabalıktan, çokluktan, çoğunluktan kurtulduğu, onlardan ayrı biri olarak, kural adamlarını unutabildiği, sığınacağı kalesinin ve gizliliğin peşinde koşar.
Çok derin değil. Bir meseleyi tüm derinliği ile kavrayan insanlar, ona çok ender olarak daima sadık kalırlar. Onlar derinliği aydınlığa çıkardılar: Aydınlıkta görülebilecek daha kötü şeyler vardır.
Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.İşte benim filozof denince anladığım şey: varlığıyla herşeyi tehlike içine sokan korkunç bir patlayıcı.
Bütün çağların insanlarının neyin iyi, neyin kötü, neyin övgüye değer ve neyin yergiye layık olduğunu bildiklerine inandıkları konusunda bilgeler doğru bir yargıda bulunmuşlardır. Ama, biz şimdi geçmişte herhangi bir zamandakinden daha iyi biliyoruz,görüşü, bilgelerin bir önyargısıdır.
İnsana göre maymun nedir? Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç...İşte üstinsana göre de insan aynen böyle olacak ; Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç!
Kopyalar Hiç de seyrek olmayan ölçüde, önemli insanların kopyalarıyla karşılaşırız ve yağlıboya tablolarda olduğu gibi, burada da çoğu insan orijinallerden değil kopyalardan daha çok haz almaktadır.
Altedin bugünün efendilerini, ey kardeşlerim, şu küçük insanları. Ey yüksek insanlar, altedin küçük erdemleri, küçük kurnazlıkları, kılı kırk yaran özenmeyi, karınca gösterişini, acınası rahat düşkünlüğünü, en büyük çoğunluğun mutluluğunu! Boyun eğmektense umutsuzluğa düşün daha iyi. Bugün yaşamayı bilmediğiniz için ey yüksek insanlar sizi seviyorum doğrusu. Siz en iyi böyle yaşardınız da ondan!
İnsanın kendisi, onun en büyük hatasıydı: kendisine bir rakip yaratmıştı; bilim, insanı Tanrısallaştırır- insan bilimselleşince rahiplerin ve tanrıların işi biter.
İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü.İnsan kendini çok küçümsedi.Kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan ; Değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını..İlkine insan dedi , ikincisine ise Tanrı!
Ahlaksal" diye nitelenen yönetmelikler gerçekte, insanlara karşı olup insanların mutluluğunu kesinlikle istemezler. Keza bu yönetmelikler "insanlığın mutluluğu ve refahı" ile bağıntılı olmaktan uzaktır.
Av ve zafer için tutkuyla donanan görkemli yırtıcı hayvan, sarışın canavar görmezlikten gelinemez. Bu gizli temel, zaman zaman patlar, hayvan tekrar vahşete döner. Romalı, Arap, Alman, Japon soyluluğu, Homeros'un kahramanları, İskandinav Vikingleri ... tümü de bu gereksinimi paylaşıyorlardı.Nereye gitseler arkalarında "barbar" kavramını bırakan bu soylu ırklar, en yüksek kültürlerinde bile, bunun bilinçliliğini gösteriyor, gururunu taşıyorlardı. insanlar doğar,büyür,yaşar ve ölürler önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı sürece fazla birşeyler yapabilmektir.
Bir tanrıyı yalnızca iyinin tanrısı olma durumuna sokan doğaya aykırı iğdişlenmişlik, burada her türlü çekiciliğini yitirirdi. Kişinin iyi olan tanrı kadar kötü olanına da gereksinimi vardır: kişi kendi varoluşunu yalnızca hoşgörüye, insancıllığa borçlu değildir ki.. öfkeyi, öcü, kıskançlığı, alayı, kurnazlığı, şiddeti tanımayan bir tanrı, neye yarardı ki?
İnsanlarla iletişim içinde olmak, kalbini herkese açmak... Bu, liberal düşünceli olmaktır. Soylu bir misafirperverlik gösterebilecek yapıdaki insanlar, perdesi çekik ve kepenkleri kapalı çok sayıda pencereden belli oluyor. Bu insanlar, en güzel odalarını boş tutuyorlar. Neden? Çünkü katlanmak zorunda olmadıkları misafirlerini bekliyorlar.
Mutluluk hedef değildir.Tersine kudret duygusu hedeftir.İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.O, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.