Yalnızlığım tek dostudur sigaram, gözyaşlarımın tek sebebidir ayrılığın şarkısı benden sana gelsin belki sende bir gün yalnızlığı seversin bana bıraktığın gibi..
Çarşıda kaybolan çocuğun elinde soğuyan anne sıcaklığı hızıyla ayrıldın benden, oysa ben çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile ayrı kalamam senden... :((
Zaten tabiatı bile ayrılık üzerine kurmamışmı yaradan, yaprak düşer dalından damla ayrılır bulutlardan seviyorum derken bile ayrılır sözler dudaklardan. .
Varmı daha agır yuk zamanı cekmek kadar yasama sebebımsın ekmek kadar su kadar, ayrılıgın ozlemın hepsının ayrı hazzı var senı ozlemekte guzel sevmek kadar...
Sen ve sevgım, suresız bır ayrılık. ızdıraplar, ıskenceler bu "sensızlık". o gulen yuz, o gamzeler, sıyah gozler daha neler. sarkıda sen, sıırde sen, bestede sen, velhasıl sen sen sen!
Hersey sagır ıcımde ne sıır ne musukı. dunyadan bezgınlıgım dunyalar kadar eskı oylesıne cozulmus, oyle dagılmısım kı bu ne bıtmez ayrılık bu ne ozlem dıyorum.
Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki dünyadan bezmişliğim dünyalar kadar eski öylesine dağılmış öyle yıkılmışım ki bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum...
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Aşk sözleri denilince akla gelen ilk site. ~ WWW.LOVE.GEN.TR ~
Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere 8'den fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece 2'ye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü.
Umutlarımızı neden hep rüzgara bırakırız, Bize geri getirmesi için mi. Sevdiğimiz yanımızda yokken, Neden hep bir tarafımız onu arar. Neden hep gizlice ağlarız ki. Adı ayrılık olan bu filmi, Neden herkes izlemek zorundadırki.
Hep kalanlara, gidenleri kattım. Bir gün yerine gecemediler. O kalanlara, gidenleri kattım. Yine bir tane sen edemediler. Zor geldi ayrılık, alışamadım.
İnsan can oluyor bir başka ruhla, kenetleniyor ona ve beklentileri, düşleri, yaşama dair her şeyi onunla özdeşleşiyor. Adeta sıfır noktasında tüketiyor kendini o bedensiz ruhla... Sonra bir gün bakıyor ki ya kendi ruhu ayrılmış ya da o ruh, arınmış
Oysa birbirimize aynı mezara gömülmüş iki ceset nedenli yakın ve onlara nedenli mecbur olsak bile Ağlama! Ne yazık, elele tutuşamaz ki yanyana yatan ölüler ve tutuşmaz ki alevi ayrılığın!
Seni dokunmadan sevmek, hem ayrılığı kabul etmek hem de yokluğunu inkar etmek değil midir zaten.. Seni düşündükçe sigaraya sarılamamak örneğin. Kendine dokunamamak. Tenimdeki izlerini silememek. Yada geçmişte bize ait o şarkıları dinleyememek..
Severek ayrılmak çok zor. Onun hayatta olduğunu bilmek insanın içini rahatlatır bir yerlerde mutlu olduğunu düşünürsün. Peki ya sonsuzluğa uğurlamışşın onu nasıl ne zaman kavuşaçağını bilmeden beklemek ne kadar zor biliyor musunuz?
Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tevbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz. Tevbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.
Kötü olan okuma, okumaktan bir nevi afyon hizmeti bekleyenlere aittir ki, onlar gerçek dünyadan ayrılarak kendilerini bir hayal alemine daldırırlar. Okumaksızın bir dakika geçiremezler.
Soğuk bir kiş sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır.
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.
İspanya'da, Amerika'da ve heryerde, sarayları ve şehirleri yaratan bizleriz, biz işçiler onların ellerindekini almak için başkarını da inşaa edebiliriz ve daha iyilerini. Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz. Dünya bizlere kalacak; bunda en ufak şüpheye yer yok. Burjuvazi tarih sahnesinden ayrılmadan önce kendi dünyasını yıkabilir. Biz yeni bir dünyayı burada, kalbimizde taşıyoruz. Bu dünya şu an büyüyor.
Bir işi incelemekte aşırı hassasiyet göstermek ayrılığa; eleştiri , düşmanlığa; sabırsızlık , rezilliğe ; sırrı ifşa etmek, alçalmaya sebep olur. Cömertlik zekanın cimrilik ise gafleti alametidir.
Gittin mi büyük gideceksin ! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Gittin mi ayak...ların onun yakınından bile geçmeyecek. Gölgen bile kalmayacak ardında. Gittin mi onurunla gideceksin; "Haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin.
Akla kara ayrılsınn diyedır bu ölümüne sevgi tekliflerimız, yoksa biz hangi yürek kaç para eder taaa baştan biliriz. Kantara vuruyorsak sevgilinin aşkını,yalanını kendi görsun diyedır.
Türk olmak, için mutlaka müslüman olmaya lüzum yoktur. Çünkü bugünkü Türkler arasında birkaç yüz bin Şaman, birkaç yüz bin Hıristiyan ve hatta birkaç bin Musevi Türk (Karayımlar) de vardır. Din ayrılığı yüzünden bunları Türklük'den çıkarmaya hakkımız yoktur.
Evim der ki, "Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor." Yolum der ki, "Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim." Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, "Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış.